Archive for the ‘Sağlık & Güzellik’ Category
Neden horluyorsunuz?

YALNIZ KOKU ALMIYOR
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Kadehçi, ağızdan nefes alan insanlarda bazı rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini söylüyor. Opr. Dr. Hüseyin Kadehçi, burnun sadece koku alma organı olmadığını, aynı zamanda solunan havayı ısıtarak, nemlendirerek ve yabancı maddeleri süzerek akciğerlere hazır hale getirdiğini söylüyor. Bunun burnun içindeki ‘radyatöre’ benzeyen sistem sayesinde gerçekleştiğini ifade eden Kadehçi, ‘Solunan hava 36.5 dereceye kadar ısıtılır, nemlendirilir ve yabancı maddelerden arındırılır. Solunan hava soğuk olursa akciğeri üşütür. Tozlu olursa tahriş eder. Kuru olursa, akciğeri ve solunum yollarını kurutur’ diyor. Kadehçi, burun orta direği eğriliği, nezle, polip, sinizüt gibi nedenlerle burnun tıkanması halinde ağızdan nefes alınmak zorunda kalınacağına işaret ederek, şu bilgileri veriyor:
HAVA NEMLENMELİ
‘Ağızdan alınan havanın da nemlendirilmesi lazım. Ağız içinde burundaki gibi bunu yapabilecek bir sistem yok. Bu nedenle kuru hava, dudakların, diş etlerinin, dilin, yanakların ve yutağın mukozasının nemini alarak kurutur. Burnu tıkalı olanlar bu nedenle uykudan uyandıklarında perişan olurlar. Dudakları çatlar, diş etlerinde gerilemeler, dillerinde kuruluklar oluşur. Bunun sonucunda da kronik farenjit dediğimiz hastalık ortaya çıkar. Eğer dudaklar, dil, diş etleri ve yutak bu şekilde sürekli tahriş oluyor, nemini kaybediyor, partiküllerle, tozlarla tahriş oluyorsa bu bronşite ya da akciğerlerde başka problemlere de yol açabilir.’
Doğru bildiğimiz yanlışlar

21.Yüzyıl sağlık mantrası şöyle: Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için çokça su için ve karbonhidratlardan kaçının. Çoğu kere bunu sorgulamadan kabul ediyoruz.
Guncel.Net haberine göre, işte doğru bildiğimiz bazı yanlışlar:
Günde sekiz bardak su içmeliyiz
Gerçek: Bu mitin kaynağı, suyun arındırıcı etkisine duyduğumuz inanç. Vücudun normal ihtiyacı 750 ml sudur. Bu miktarı aşan miktarda su alırsanız vücut bunu dışarı atar.
Bazı besinler kanseri önler
Gerçek: Gazetelerde çokça yer alan haberlere göre düşük yağlı bir diyet izler ve egzersiz yapabilirseniz kanseri önleyebileceğiniz anlatılıyor. Oysa kanser ilerleyen yaşla ortaya çıkma ihtimali artan ve pek çok tetikleyici faktörden etkilenebilen bir hastalıktır.
Sağlıklı beslenme ve egzersiz tabii ki sağlıklı bir yaşam için şarttır ama kanseri önlemenin kutsal formülü bu değildir.
Antibiyotikler ve alkol karıştırılmamalıdır
Gerçek: En yaygın yanlış anlamalardan biridir. Antibiyotiklerin etkisini azaltmamak adına, ilaç alırken alkolden kaçınılması tavsiye edilir. Oysa bu tam olarak doğru değildir. Antibiyotiklerin etkisi alkole alındıklarında azalmaz.
Ama Metronidazol ve Tinidazol bazlı ilaçlar alınırken alkol alınması durumunda baş ağrısı ve kusma gibi yan etkiler görülebilir.
Kilo vermek için karbonhidratlardan kaçınılmalıdır
Gerçek: Aslında pek de öyle değil. Junk food tabir edilen besinlerdeki hidrojenize yağlar şişmanlatıcı etkiye sahiptir, orası doğru. Ancak sağlıklı beslenme için lifli gıdalarla birlikte bir miktar karbonhidrat alınması vücudun enerji ihtiyacı için şarttır.
Bilgisayarlar sağlığımıza zararlıdır
Gerçek: Maalesef bu doğru. Bilgisayar kullanımı sırt ağrılarına yol açıyor. Gözleri de yoruyor.
Gün boyunca bilgisayar kullanmak durumundaki çalışanları ergonomik masa ve sandalyeler kullanması şart. Ayrıca her 20 dakikada bir gözlerinizi ekrandan en az 20 saniyeliğine ayırmalısınız.
LINK
Bilgisayardan kalkmaya gerek kalmadı
Vücut kıllarını tıraş etmek, daha sonra kalın ve gür çıkmalarına neden olur
Gerçek: Epilasyoncuların çok sevdiği bir dedikodu bu. Jiletle aldığınız vücut kılları daha kalın veya daha çabuk çıkmaz.
Kötü beslenme ve kötü hijyen sivilcelere neden olur
Gerçek: Pek çok doktor, akne ve sivilcelerin esasen vücudun hormon salgısının bir sonucu olduğunu bilir. O yüzden ergenlik çağındaki gençlerde sıklıkla sivilce çıkar. Akne tedavisinde doktorlar diyet tedavi yöntemlerine başvursa daa asıl tedavi ilaç tedavisidir. İyi beslenmenin sağlıklı bir cilt için gerekli olmadığını söylemek istemiyoruz ama cilt bozukluklarının pek çok başka sebebi vardır.
Sağlıklı bir vücut için en gerekli yol detoksifikasyondur
Gerçek: Detoksifikasyon Batı’da son yıllarda başarıyla uygulanan bir yöntem. Ama son derece pahalı bir yöntem olduğunu da vurgulamak gerekli. Üstelik insan vücudu, dışarıdan alınan zehirli maddeleri temizlemek konusunda zaten gerekli ekipmanlara sahip durumda.
Düzenli egzersiz, ter atma ve vücudun su eksiğini giderme yoluyla vücudunuza destek olmanız şartıyla vücudunuz gerekli detoksifikasyonu yapacaktır. Bundan fazlası paranızı ve zamanınızı boşa harcamak olur.
İşte cinselliğin gizli sırları
Yin besinler; yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.
Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.
Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.
Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: “Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”
Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:
“Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.”
Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor.
Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın.
Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.
Kendinizi paketlemeyin!

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Önder Kayhan, egzersizin zayıflamadaki önemini şöyle anlatıyor:
‘Cilt belli bir kiloyu taşımaya alışmış. Vücut, cilt yağ dokusunu ve cildini kilosuna göre adapte ediyor. Belirli bir gerilimi sağlıyor. Zayıflayınca kas, damar siteminde, kalbin atım gücünde değişikler başlıyor. Hızlı zayıflayanlarda bu değişim de hızlı olduğu için tansiyon, baş dönmesi gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Egzersiz bütün bunları regüle etmeye yarar. Sadece egzersizle zayıflamak çok zordur hem de doğru değildir. Esas olan kalan kaloriyi azaltmaktır. Yani diyet zayıflama programlarında birinci sıradadır. Egzersiz kalorinin yakılmasında yardımcı oluyor.’
Egzersiz programının bir doktorla hazırlanmasında fayda olduğuna dikkat çeken Kayhan, avantajlarını şöyle sıralıyor:
‘Egzersiz, dolaşım, solunum sistemi, endokrin sistemin, boşaltım sisteminin kiloya adaptasyonunu sağlıyor. Kasların güçlenmesi ve biçim alması için de önemli. Kilo verenler daha güzel forma girmek ister. Egzersizle kasların doğru yerde olması sağlanır. Yeni kiloya vücudun adaptasyonu açısından egzersiz şarttır.
Doğru sürede doğru hareket
Prof. Dr. Önder Kayhan, zayıflama proramında aerobik, güç artırıcı ve germe egzersizlerinin yer aldığını belirterek ‘Aynı kişi üç egzersizden de yararlanır ya da birine ağırlık verebilir. Kişinin belli bir program içinde hepsini uygulaması sağlıklı olur’ diyor. Kayhan, egzersiz türleri hakkında şu bilgileri verdi:
Aerobik egzersizler: Yürümeden başlayıp jogging, koşma, bisiklete binme veya basketbol, futbol oynamaya kadar gidebilir. Genel tanım, nabzın maksimal seviyede tutacak dediğimiz durumdur. Genç (30 yaşlarında bir insan) için nabzını 110-120 seviyesine yükseltme, bunu 15 dakika kadar koruyan egzersiz aerobik egzersizdir. Kişi kendini böyle ölçebilir. Yaş biraz daha ilerleyince bunu biraz daha düşürmek mümkün olur ya da gençse 130-140′a çekebilir. Süresi de önemli, en az 15 dakika, haftada en az 2 tercihan 3-4 kez yapılmalı. Günde en az bir saat kadar tempolu koşu tipik aerobik egzersizdir.
Kuvvet artıcı egzersizler: Göğüs kasları basit yaylarla çalıştırılabilir. Ölçüyü ayarlamada ağrı bir uyaran ve sınırdır. Ağrı başladıysa vücut beni yordun sinyalini verir. Kendinizi iyi hissediyorsanız bir önceki antrenman iyi dozdadır. Alt taraf için ağırlıklar, hafif yaylar ve elastik bantlar kullanmak mümkün. Ağırlık çalışmalarında günden güne doz artırılabilir.
Germe egzersizleri: Koşuya başlamadan önce ve bitiminde kalçalar, omuzlar, bacaklar, ayak bileğinde germe hareketleri yapılmalı. Bu şekilde egzersize hazırlanılır ve ağrıların bir kısmından kurtulunur.
Yürüyüşün de kuralı var
Prof. Dr. Önder Kayhan, yürüyüş hakkında şunları söylüyor: ‘Çarşı-pazar gezer gibi yürümenin faydası yok. Yürüyüş tempolu olmalı. Kişi ilk başladığında yorulacaktır. Nefes daraldığında yavaşlamalı, rahatlayınca tekrar tempo artırılmalı. Ancak, göğüs ağrısı varsa mutlaka doktora gitmeli. Egzersize başlamadan önce doktor kontrolünden geçmeli. Kişi başkalarıyla da kendiyle de yarışmadan ancak her gün daha iyiye giden bir tempo yakalamaya çalışmalı. ‘
Kendinizi paketlemeyin
Hızlı kilo vermek isteğiyle kendini poşetlere sarıp yürüyenler, hata yapıyor. Prof. Dr. Önder Kayhan kendini naylona sarıp yürüyenlerin aşırı terlediklerine dikkat çekerek ‘Aşırı terleme aniden çok fazla miktarda sodyum ve potasyum kaybına neden oluyor. Hayati elementlerin kaybına neden olması ve bunların yerine konamaması en hafif bulgularıyla kramplara, yorgunluğun uzamasına neden olur. İnsanları egzersizden uzaklaştırır. Terlemekle sadece su kaybetmiyoruz. Elektrolit de atılıyor. Tuzlu ayran içseniz de dokulara, hücrelere nüfuz etmediği için hemen yerine konamıyor.’
















